Prof. Dr. Gül İrepoğlu, turkuaz renginin tarih boyunca kültürel anlamdaki derinliğine dair önemli açıklamalarda bulundu. Turkuaz, özellikle Orta Doğu ve Anadolu’da binlerce yıldır hem sanatsal hem de manevi bir değer taşıyarak medeniyetlerin estetik anlamda önemli bir parçası olmuştur. Prof. Dr. İrepoğlu, turkuazın sadece bir renk değil, simgelediği kutsallık ve koruyuculuk değerleriyle de toplumların yaşamında merkezi bir yere sahip olduğunu vurguladı.
Bu rengin kökenlerinin antik çağlara, özellikle Mısır ve Mezopotamya uygarlıklarına dayandığını belirten İrepoğlu, turkuaz mücevherlerin ve aksesuarların bu bölgelerde kötü ruhlardan korunma amacıyla kullanıldığını aktardı. Anadolu’da ise turkuazın mimaride ve el sanatlarında sıkça yer bulduğu, özellikle cami ve saray süslemelerinde kutsal ve ferahlatıcı etkisiyle tercih edildiği ifade edildi.
Günümüzde turkuaz, hem dekorasyon hem de moda alanında popülerliğini korumakta, kültürel mirasın yaşatılması açısından büyük önem arz etmektedir. Prof. Dr. İrepoğlu, bu rengin insan üzerindeki psikolojik etkilerinin de araştırılması gerektiğini, çünkü turkuazın huzur ve dinginlik duygusunu tetiklediğini belirtti.
Sonuç olarak, turkuaz sadece bir renk değil, tarih boyunca medeniyetlerin kültürel kimliğini ve inanç sistemlerini yansıtan, koruyucu ve estetik bir simge olarak değerini korumaktadır. Prof. Dr. İrepoğlu’nun çalışmaları, bu rengin anlam dünyasına ışık tutarak, kültürel mirasın daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunmaktadır.




